Category Archives: Uncategorized

Chuck Palahniuk’tan yazmak üzerine 12 kural

Görsel

 

1. Pişirme saatinizi ayarlayın:  İki yıl önce bu denemelerin ilkini yazdığımda bu deneme, benim yazarlığımın “pişirme saatim” hakkındaydı. Bu denemeyi hiçbir zaman göremediniz ama işte metodum: Yazmak istediğiniz zaman, bir pişirme saatini bir saatlik bir zaman dilimine (veya yarım saat de olabilir) ayarlayın ve saat ötene kadar oturup yazın. Eğer yazmaktan hala nefret ediyorsanız, sonraki bir saat için özgürsünüz. Ama genellikle alarm ötmeye başladığında, kendinizi yaptığınız işe kaptırmış olacaksınız, bunu yaparken son derece zevk alacaksınız ve yazmaya devam edeceksiniz. Pişirme saati yerine çamaşır veya kurutma makinesine çamaşır atıp bunu kendiniz için bir zamanlayıcı olarak ayarlayabilirsiniz. Dönüşümlü olarak farklı işler yapmanız örneğin çamaşırhanede aptalca çalışmak veya bulaşıkçılık size olayları kurmakta gerekli yeni fikirleri, anlamları, farklı kavrama yöntemlerini oluşturacak parçalar verecektir. Eğer hikayede sıradaki olayı bilmiyorsanız…. tuvaletinizi temizleyin. Yatak örtüsünü değiştirin. Allah aşkına, bilgisayarınızın tozunu alın. Aklınıza mutlaka daha iyi bir fikir gelecektir.

2. Farklı hikaye formatlarını kullanın: İzleyicileriniz tahmin edebileceğinizden daha zekiler. Farklı zamanlama ve hikâye formlarını denemekten çekinmeyin. Benim şahsi teorime göre genç okurlar birçok kitabı, daha evvelkilerden ahmak olduklarından değil tam da aksine günümüz okuyucusu daha akıllı olduğu için küçümsüyor. Filmler, hikâye anlatımı konusunda bizi eğitti ve bu yüzden de izleyicinizi şaşırtmak tahmin edemeyeceğiniz kadar zorlaştı.

3. Hikayenin iskeletini oturttuktan sonra yazmaya başlayın: Bir sahneyi yazmaya oturmadan önce, bu sahnenin sizin hikâyenizde ne gibi bir anlamı olduğunu çözün. Neyi daha önce kurarsanız sahne size sonuç verecektir? Hangi sahne daha sonra yer almalı? Sizin kurduğunuz entrikayı hangi şekilde daha fazla uzatabilirsiniz? Çalışırken, araba sürerken, bir şeyler denerken aklınızda sadece bu soru olsun. Fikirlerinizle alakalı notlar alın.

4. Kendinizi şaşırtın: Eğer hikâyeyi sizi hayrete düşürebilecek bir noktaya getirebilirseniz, ya da bırakın hikâye sizi getirsin, okurlarınızı da şaşırtabilirsiniz. İyi planlanmış şaşırtıcı bir sahne sizin o çokbilmiş okuyucunuzun fikirlerini değiştirecektir.

5. Takıldığınız zaman, daha önce yazdığınız sahneleri tekrar okuyun: Orada kenarda kalmış karakterlerden bir tanesini tekrar canlandırın, “gömülmüş silahlar” gibi. Dövüş Kulübü’nün sonunu yazarken, plazalarla ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu. İlk sahneyi tekrar okumak, nitronun parafinle karıştırılmasıyla alakalı kenarda kalmış bir fikri hatırladım ve bu plastik patlayıcı yapımının kesin olmayan bir metoduydu.

6. Yazmayı her hafta düzenlemek için bahane olarak kullanın: Bu partiye isterseniz atölye (workshop) da diyebilirsiniz. Canınızın istediğini kadar zamanı yazmanıza değer veren ve sizi destekleyen insanlarla geçirin. Bu yazarken yalnız başınıza geçirdiğiniz zamanı dengeleyecektir. Eğer bir gün yazdığınız şeyi satarsanız, yalnız geçirdiğiniz zamanları karşılayacak bir tutar almayacaksınız. “Ödemenizi” önceden alın, yazmayı insanlarla birlikte vakit geçirmek için bahane olarak kullanın.

7. Kendinizi bilinmezliğe bırakın: Bu küçük tavsiye yüzlerce ünlüden Tom Spanbauer’a, ondan bana, benden de size. Bir hikâyeyi şekillendirmeye izin vermeniz, hikâyenin sonunu şekillendirmenize izin verir. Acele etmeyin ve bir hikâye ve/veya kitabı bitirmek için zorlamayın. Tek bilmeniz gereken bir sonraki sahne veya birkaç sahne. Baştan sona bütün sahneleri bilmenize gerek yok. Aslında, eğer böyle yaparsanız siz bunu gerçekleştirene kadar sıkıcı bir hal alır.

8. Karakterlerin adını değiştirin: Eğer hikâyede daha fazla serbestliğe ihtiyaç duyuyorsanız, taslaktan taslağa karakterlerin isimlerini değiştirin. Karakterler gerçek değillerdir ve bu karakterler siz de değilsinizdir. Keyfi olarak isimlerini değiştirmek bir karaktere mesafe koymanıza neden olur ve böylece bu karaktere her türlü eziyeti yapabilirsiniz. Veya daha kötüsü, eğer hikâyede gerçekten ihtiyaç duyuyorsanız bir karakteri yok edin, öldürün.

9. Üç tip anlatım şeklini de kullanın: Bundan emin değilim ama bir seminerde dinlediğimde bana mantıklı geldi. Bu üç tip: Tanımlayıcı [descriptive], öğretici [instructive] ve canlı anlatım [expressive]. Tanımlayıcı: Güneş yükselmişti. Öğretici: Yürü, koşma. İfade edici Off. Çoğu roman yazarı bu formların bir ya da iki tanesini kullanırlar. Siz üçünü de kullanın. Hepsini birbirine karıştırın. Çünkü insanlar böyle konuşur.

10. Okumak isteyeceğiniz bir kitap yazın: Sizin bile okumak istemeyeceğiniz şeyleri neden bir başkası üstelik para verip okumak istesin.

11. Kitap kapağı fotoğraf çektirin:  Kitap kapağında kullanılmak üzere fotoğrafınızı çektirin ve bunların negatiflerini ve telif haklarını alın.

12. Gerçekten sizi üzen konular hakkında yazın: Onlar yazmaya değecek yegâne şeylerdir. Tehlikeli Yazma, isimli kursunda Tom Spanbauer hayatın bizim kendimizden hiçbir şey katamayacağımız geleneksel ve sıkıcı şeyleri yazmaya harcanmayacak kadar değerli olduğunun altını çiziyordu. geleneksel hikâyeleri yazmak için fazlasıyla kıymetli olduğunun altını çiziyordu. Tom’un bahsettiği çok fazla şey vardı ama ben bir kısmını yarım yamalak hatırlıyorum: Yazma görevi [Manumission] sanatı, tam olarak heceleyemem bile, ama ne demek istediğini anlıyorum. Bir okuru hikâyedeki olaylar arasında harekete geçirmek için kullanılan özen ve dikkat. Ve Alt Konuşma, benim anladığım hikayede belirgin olanın içine gizli, gömülmüş mesaj. Benim için tam anlayamadığım konuları anlatmak son derece rahatsız edici.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Roman Başkalarının Hayatlarına Karışır mı?

Görsel

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Çok satan kitaplar yazmanın formülleri

Görsel

 

UZMANLARINDAN 7 KURAL 

1-  Çok satanların ortak özelliği, sinemaya ya da televizyona uyarlanabilir olmaları ve müthiş bir görsellik içermeleri. Hollywood’un para makinelerinden Dan Brown ve Stephen King’den Türkiye’de televizyon yapımcılarının gözdesi olan Ayşe Kulin’e, burada sözünü ettiğimiz tüm yazarların kitapları bu özellikleri taşıyor.

2- Aşk her zaman en gözde tema. Hele hikâyenin sonunda aşk, tüm engellere rağmen galip geliyorsa… Elif Şafak’ın satış rekorları kıran romanı Aşk, buna en müthiş örnek.

3- Çok satanlar arasında sadece kurgu eserler yok; inceleme ve araştırma kitapları, komplo teorileri, anı ve biyografiler de var. Hikâyenizi tarihi bir arka plana dayandırabilirseniz kitabınızın çok satması garanti. Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası adlı romanının çok satanlar listesinde uzun süre kalması hiç şaşırtıcı değil.

4- Bir ilki gerçekleştirmek de çok önemli. Çok satan kitapları taklit eden ikinci el uyarlamalar orijinalleri kadar başarılı olamıyor. Kanıt isteyenlere soralım: Orhan Pamuk ve Umberto Eco taklitlerinin adlarını kaç kişi hatırlıyor?

5- Okur kitlesini, hem Türkiye’de hem dünyada kadınlar oluşturuyor. Daha çok aşk temalı romanları; Canan Tan’dan Candice Bushnell’e, en hafifinden en hüzünlüsüne aşkı farklı şekillerde anlatan yazarları tercih ediyorlar. Erkekler ise Jean-Christophe Grangé tarzı polisiye gerilimlerle inceleme ve araştırma kitaplarına yöneliyor. Elif Şafak gibi yazarlarınsa uniseks, yani hem kadınlardan hem erkeklerden oluşan bir okur kitlesi var.

6- Kişisel gelişim, günümüzün vazgeçilmez kitap türü. Zira kısa yoldan mutluluk ve başarı vaatlerine herkes bayılıyor. Simyacı örneğindeki gibi romanlarını kişisel gelişimle harmanlayan Paulo Coelho’nun başarısının sırrı burada.

7- Çok satanlarda aslolan hikâye. Tıpkı Ayşe Kulin’in ya da Dave Eggers’in kitapları gibi. Sağlam kurgunun önemini iyi bilen Kulin ve Eggers, ne anlattığını önemsediğimiz yazarlardan. Deneysellik arayışındaki yazarların kitapları çok satanlar arasına giremiyor.

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Kitap mı bastırmak istiyorsunuz?

Görsel

İyi yazdığınıza inanıyorsunuz fakat yazdıklarınızı nasıl kitaplaştıracağınızı bilmiyor musunuz? Gelin uzman editör kadromuzla birlikte dosyalarınız üzerinde çalışalım ve sizinde kitabınız en seçkin kitapçılarda yerini alsın.Tüm şair, yazar ve yazar adayı dostlarımızı bekliyoruz.

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Yazar ve yazar adaylarına…

Görsel

Değerli profesyonel ve amatör yazar arkadaşlarımız, bilindiği gibi dünyada birçok ünlü şair ve yazar ilk eserlerini kendi olanaklarıyla bastırarak yazın hayatlarındaki ilk adımı atmış ve dünya edebiyatındaki yerini alarak, klasikleşen eserlere imzalarını atmışlardır. Biz de sizin çıktığınız bu yolda, yılların verdiği birikim, dağıtım ve Perakende satıştaki tecrübemizle, elinizdeki her türlü bilginin ve belgenin kitap haline getirilmesi sürecinde, size Profesyonel anlamda destek olup, eserlerinizi yayınlatma olanağı sunuyoruz.

 

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Kitap deyince…

Kitap kimisine göre sadece tahsil gördüğü süre boyunca elinde tutması gereken bir eşya, kimisine göre çocuğuna almak zorunda kaldığı gereksiz, ancak almazsa utanacağı bir materyaldir.

Fakat bize göre kitap, nefes almak, yürümek, konuşmak, görmek, susmak, yemek, içmek kadar gerekli; insan yaşantısının vazgeçilmez bir parçasıdır.

Kitaba verdiğimiz değer insan ile ölçülmektedir ve maddiyat değil yazdığınıza inandığınızdır bizi ilgilendiren. Siz de yazdığıma inanıyorum diyorsanız ve geleceğe sizden dikili bir ağaç bırakmak istiyorsanız bizimle iletişime geçin.

GörselUnutmayalım ki her kitap, bir ağaç demektir… Ve ağaçlar yok oldukça dünya daha hızlı kirlenmeye yüz tutacaktır, ağaçların yokluğunda dünyamızı değerli, yarına iz bırakan kitaplarla ışık tutmaya ne dersiniz?

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized